Sayfa 1

Osmanlının gerilemesini ve işgal edilmesini çok iyi bilip yaşayan Mustafa Kemal Kurtuluş savaşlarındaki başarılarıyla yurdumuzu işgalci ülkelerden temizleyerek bağımsız bir ülkeyi bizlere yüce halkımızın azimli mücadelesiyle bırakmayı başarmıştır. Ancak bunu daimi yapmak için Osmanlı rejimini değiştirmesi gerekiyordu. Çünkü Osmanlının işgal edilmesinin nedeni borcundan daha çok DİL, DİN, IRK ve MEZHEP ayrımcılığı yapan ülke olma bahanesiydi. Aslında işgalci ülkelerin esas hedefleri sahip olduğumuz ülkemizden sökülüp atılmamızdı. Çünkü onlar hala sahip olduğumuz vatanımızı işgal ettiğimize inanmaktadırlar.

Kurtuluş savaşı bittikten sonra yenilen İngiliz Başbakanı Lloyd George ne diyor; Biz savaşı kaybetmiş olabiliriz ancak Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar bizler için çok  önemli bir ülkedir ve bu konuda mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir.
İşgalci ülkelerin niyetlerini çok iyi bilen Mustafa Kemal  önce Cumhuriyeti daha sonrada işgalci ülkelerin icatı olan Laikliği getirerek Türkiyeyi tekrar işgal etme bahanelerini ortadan kaldırmıştır. Türkiyede Laiklik rejiminin getirildiğini duyan işgalci ülkeler şok olmuştur.

Çünkü Türk halkının Laikliğin gelmesine asla müsaade etmeyeceğine inanıyorlardı. Ancak gözden kaçırdıkları bir şey vardı. Mustafa Kemalin üstün başarıları halkın güvenini sözde değil özde kazanmıştı. Mustafa Kemal bu güveni doğru zamanda kullanarak Laikliği sorunsuz olarak getirmeyi başarmıştır. Laikliğin getirilmesiyle Halifeliğin kaldırılmasını fırsat bilen işgalci ülkeler laikliğin yok edilmesi için ülkemizde sinsice laikliğe sıcak bakmayan insanlarımıza din elden gidiyor diye  pofpoflama faaliyetleri ni yürütmüştür.

Sayfa 2

Laiklik karşıtları her geçen gün artarak çoğalmışlardır. Çünkü laiklik rejim din, dil, ırk, mezhep gibi ayrımcılığa müsaade etmemektedir. Bir ülkeyi işgal edip bölüp parçalamanın tek yolu  din, dil, ırk ve mezhep taraftarı olan bir millet oluşturmaktır. Laik rejim Türkiye’nin tekrar işgal edilmesini engellemektir.Bir nevi ülkenin sigortası olduğu değerli insanlarımız tarafından bilinmeli ve korunmalıdır.

Mustafa Kemal’in işgalci ülkelere ait olan laiklik rejimini ülkemize getirmesi kendisine yakışmamış olmasına rağmen getirmek zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal daha üstün bir rejimin mimarlığını yapabilirdi. Ancak onada bir bahane gösterirlerdi. Bu nedenle Mustafa Kemal laiklik rejimini ülke topraklarını bölüp parçalamak isteyen ve bağımsızlığımızı ortadan kaldırmak isteyen güçlerden korumak için getirmiştir. TÜRKİYE’DE BİLİM İNSANI VE OKULU VAR MI? Türkiye toplumu yeni yeni işgalci düşünce yapısından ihracatçı düşünce yapısına doğru ilerleme göstermektedir.

Bu nedenle bilim insanı yetiştiren Akılcılara yönelik eğitim sistemimiz maalesef oluşmamıştır. Köy Enstitüleri özellikle bilim insanı yetiştirme amaçlı kurulduğu anlaşılmaktadır. 1950’lerde bu okulların kapanmasını isteyen bir kesimden oy alma uğruna kapatılmış olması işgalci düşüncenin hakim olduğu bir dönemden geçtiğimizin bir kanıtıdır. İşgalcilik düşüncesi beyin yormadan hile ile kaba kuvvet ile kazanç sağlama düşüncesidir.

Akılcı insanlarla Nakilci insanların dengeli bir şekilde eğitim almadığı bir ülkede yani Akılcılara yönelik eğitim sistemi olmayan her ülkede işgalci düşünce hakimdir. Bir ülkede terör hiç bitmiyorsa, açlık ,yoksulluk, yolsuzluk aşırı ise o ülkede bilim insanı olmadığının anlaşılması gerekir.Bilim demek; sorun çözmek demektir. Sorunu gündeme taşımayla sorun çözülmez. Nakilciler sorunu gündeme taşır. Akılcılar da o sorunu çözerek yok eder.

Sayfa 3

Peki Türkiyede terör sorunu çözüldü mü?

Yoksulluk, açlık, yolsuzluk sorunları çözüldü mü?

Sözde bilim insanlarımız nerde?

Akılcılara yönelik okullarımız yok ki ! bilim insanlarımız olsun. Bunun en büyük sebebi Akılcı ve Nakilci insanların yeteneklerinin bilinmemesidir. Gelişmiş tüm ülkeler akılcı okulların Akılcılara yönelik olduğunu asla bildirmez. Sanki normal okullarmış gibi yüürütüldüğünü bilmemiz, öğrenmemiz gerekir. Hiçbir gelişmiş ülke kendi bilim insanına rakip çıkacak bir bilim insanının çıkmasını kabullenmez. Çünkü bilim demek ekonomik güç demektir. Hiçbir ülke kendi ekonomik gücünü sağlayan bilimini hiçbir ülkeyle paylaşmaz. Siz olsanız paylaşırmı sınız?

Köy Enstitülerini herkim kurmuşsa o insan o tarihlerde bu sırrı araştırarak çözmüş olan bir insan olmalıdır.  O insanın mezarı ziyaret edilerek herşeyden önce özür dilenecek bir insan varsa o değerli insandan dilenmelidir. Çünkü bağımsızlığımızı devam ettirecek tek insanlar bilim insanlarıdır. Dış ülkelerden almış olduğumuz tüm bilgiler ülke ekonomimize katkı sağlayacak bilgiler değildir ve olamaz. Her ülke ekonomisine katkı sağlayacak bilimini kendi yetiştirdiği bilim insanından elde eder. Her ülke kendi bilim insanıyla bilim sahibi olur. Bunun aksini söylemek ya cahillik veya hainliktir.

Bilim ve teknoloji ile ilişkili her türlü kurum ve kuruluş o ülkenin askeriyesinden daha önemli korunmalıdır ve önlem alınmalıdır. Çünkü askeriye bilimden güçlenir. Bilimsiz askeriye sade göstermelik ve içi boşbir kavanoza benzer. Bilimsiz, icatsız olan o ülkenin askeriyesi o ülkeyi bilim ve icat sahibi ülkelerden koruyamaz. Bu  nedenden bilim kuruluşlarında görevli insanlar askeriyede olduğu gibi milli ruha sahip mi? Kim olduğu, Ne olduğu  araştırılıp incelenmelidir. Çünkü bir ülkeyi parçalayıp yok etmek istiyorsanız kanlı savaşa gerek yoktur. Sadece bilim kurumlarının yetkilerinin ele alınması yeterlidir. O yetkili insanlar isterse o ülkenin bilimini engelleyerek ekonomisini çökertir.

Bilim yapılmadığı için ülkenin borçlanmasını sağlayıp terör, yolsuzluklar, yolsuzluklar olan bir ülke durumuna getirebilir. Hatta bir icada patenet almak isterseniz size icat patenti yerine buluş patenti veya arge patenti veya bir benzer ölçü patenti vererek ülke biliminin veya icatının başka ülkelere kaymasını sağlayabilir. Hemde çok basit bir işlemle bu yapılabilir. Çünkü icatın, argenin, buluşun ne olduğu ve herbirinin ayrı patent kriterlerine sahip olduğu tamamen bilinmediği bir ülkede olduğumuzu unutmayalım. Çünkü bunları bilen insanlar  gerçek bilim insanlarıdır. O da bizde olmadığı için her ülke bizim kurumlarımızı istediği gibi yönlendirebilir. Neden olmasın bende olsam benim gibi güçlü ülke olmasını istemem.

İçerik