Sayfa 1

Çek kes projemi yaparken bölge kaymakamının babası Abdullah Bey ile tanıştık. Kesme aleti ile fındıklığa gittik, çek kes ile filizlerin kesimini inceledi ve işte çözüm dedi. Bak hasan bey senin yaptığın bu kesim sistemi ziraatın istediği kesim sistemidir. Bu güne kadar böyle bir alet görmedim, siz yeni bir kesme sistemi yapmışsınız. Meğer Abdullah Bey 4 yıl ziraat bölümü okumuş, kalın dalların kesimini balta ile yaptırdığımız için kökte kalan kısımlar bölük bölük çatlamış şekilde durmaktadır. Abdullah Bey bu şekilde kesik kökleri görünce adeta isyan etti ve bana yüksek ses ile derhal bu fındık ocaklarının aralarına yeni fındık dikmemi ve dikilen fındık ağaçları büyüdükleri zaman eski fındık ocaklarını söküp atmamı istedi. Neden dedim? Hasan bey balta ile nacak ile kesilen tüm fındık kökleri kök kurdu tarafından istila edilmiştir. Bak, ağaç kökleri ve dalların kesimini ne ile yapmalıyız dedim.

Testere ile yapmalıydınız dedi, ancak testere dahi doğru kesim değildir. Çünkü testere tırtıl bıraktığı için kesilen kısmın da yağmur suyu durduğu için doğru değil dedi. Ancak balta ile kesimden çok daha iyidir. Abdullah Bey benim çekkesi gösterdi işte en iyi tırtıl yaptırmadan pürüzsüz yüzey yapan senin şu aletindir. Hem de çapraz kestiği için yağmur suyu duramaz ve çek kes aletinin aynı sistem de büyük dal kesen bir alet yapabilir misin? Evet, yapabilirim Abdullah beye böyle bir alet yapılmamış mı diye sordum. Dünya da birçok ülke yapmaya çalıştı. Fakat dört santim çapında ancak kesebiliyor, dört santimden büyük dalları kesecek bir alet yapılmadı. Abdullah Bey benim işim sadece yapılmayanları yapmaktır. Abdullah beye o aleti yapacağıma söz verdim. O günün gecesi atölyeme girdim ve ilk deneylerimi yapmaya başladım.

Yaklaşık bir ay yapboz ile uğraştım. Bazen fındık bahçeme deneme yapmak için günde yirmi defa git gel yaptım. Sistemi yakaladım, altı santim çapında ağacı kesme işlemi yapıyor. Ancak daha kalın ağaçlarda çok zorlanıyordu. Bir anda birkaç icat ile uğraştığım için üç ay dal kese ara verdim. Bu defa iki vitesli dal kes aletine başladım. İki vitesli alet ile sekiz santimetreye çıktım ve işte başarmıştım. Hemen yüz adet yaptım ve on beş yirmi âdetini reklâm için yakınımdaki insanlara verdim. İnsanların yarısından fazlası dal keslerin bıçaklarını bozmuşlardı. Tersine kullanmaktan kuralsız kullanılmaktan tüm bıçakları yaralamışlardı.

Sayfa 2

Ancak suçlu olan olar değil bendim. Çünkü fındık dalının nasıl kesildiğini onlar benden çok daha iyi bildikleri için dal kesi onların isteğine göre yapamamıştım. Tekrar ele aldım ve yüz âdetinde düzeltme yaptım. Yine eksiklikler çıktı, tekrar düzeltmeler yaparak geliştirdim. O sırada yurt dışından yeğenim Zekai geldi. Amca ben bu işin yapımını ve satımını yaparım dedi. Bende ona inanarak onunla birlikte iki yüz adet dal kesi yaptık ve bitirdik tüm dal kesleri test ettik ve satışa hazırladık. Yaklaşık yedi ayda iki yüz adet ancak bitirdik. Zekai hem reklâm amaçlı hem de satış amaçlı köyleri dolaşmaya başladı. Yaklaşık iki ay sürdü, iki ay dolaşmasına rağmen halk yeni bir alet olduğu için dal kese güvenip alamadı. On onbeş adet ancak satabilmişti, bir de gösteri yaparken bir adet bıçak kırılmış ve yeğenim çok mahcup olmuş.

Gösteri de bıçağın kırılma nedeni Zekai’nin yanlış kesiminden kaynaklanmıştır. Çünkü kesim esnasında alt bıçak oynarlıdır. Bu oynar bıçak şayet bir budağa yani bir engele takılarak çok açılmış ise kesim zorlaşır. Bu gibi haller de tekrar yeni baştan kesime başlaması gerekir. Zekai bunu yapmamış, zorla dalı keserken bıçak eğilmek zorunda kalınca kırılmış. Bir de yaşlı bayan insanlar için çok kalın dalların kesimi esnasında çok güç harcandığı için biraz zor kesim olmaktadır. Her iki olumsuzluğa bir çözüm üretmek gerekiyordu. Zekai bir kız kaçırdı ve evlendi. Benim yanımdan ayrıldı, elimde yüz elli âdete yakın dal kes aleti kaldı. Zekai beni yalnız bıraktığı için dal kes işine altı ay ara verdim. Altı ay sonra yeni bir sisteme deneme yaptım.

Bu sistem dolama sistemi ile kesim yapma sistemidir. Aynı araba krikoları sistemine benzemektedir. Önce dolama işini çelik halatla yaptım. Çok güzel oldu, ancak dolama yapılan çelik halat zamanla kırılma yaptığı için ondan vazgeçtim. O sıra da Düzce de alışveriş yaptığım çok değerli nalburcu bu çelik halatların yerine zincir kullanılırsa daha ömürlü olur. İlk defa birisinin önerisini kabul etmiştim. Hemen zincir işine başladım, ancak zincir de kopma, kırılma yaptı. Bir kalın zincirden yaptım bu defa dört dörtlük oldu ve hiç kırılma yapmadı. Ancak zincirin dolandığı dişlilerin sayısı ne kadar az olursa o kadar kesim kolaylaşıyordu. Hazır satılan dişli sayısı en küçüğü on bir ve on bir dişliden aşağı yaparsam olmaz zannediyordum. 

Sayfa 3

Bir de ittirme dişlisi var ve onun yapımı çok pahalı oluyor. O zamanlar lazer kesimini bilmiyordum, tüm işlerimi frezecide yaptırıyordum. İttirmeyi de yuvarlak demirler kestirerek kendim spiral taşı ile yapıyordum ve çok zor oluyordu. Frezeciye yüz adet dişli sekiz TL den yaptırdım. Ancak zinciri takma yeri yapmadıkları için zincirin bağlantı yerinin mecburen kaynaklı yapıyordum. Bu kaynaklı yapılan yerden kırılma riski oluyordu. Sekiz yüz TL ye yüz adet yaptırdım ve malları almaya gitmiştim. Orada biri ile tanıştım, o yaptırdığım dişlilere baktı ve kaç lira verdin dedi. Sekiz yüz TL dedim ve çok şaşırdı yazık dedi. Lazer ile yapılsa idi üç yüz TL verecektin. Lazer nerede var dedim, Sakarya da var gel seni götüreyim dedi. Ertesi gün hemen Sakarya ya gittik, ittirme ile zincirin dolandığı dişlilerin siparişini verdim.

Hem de zincirin takılma yeri olma kaidesi ile ancak sert malzemeden yapılması gerektiği için saç getirme işi benim tarafımdan yapıldı. Bu saçları İstanbul bayram paşadan kargo ile getirttim. Ayrıca dal kes için diğer parçalar içinde getirttim. Yaklaşık dokuz yüz TL’lik saç getirttim, tüm saçları raflara koydular. Önce dişleri yaptırdım ve diğer parçalardan da örnekler kestirdim. Yaklaşık üç bin TL harcama yaptım. Dal kes harika olmuştu, artık çok kolay kesim yapılabiliyordu. Tektek satılıyordu ve hala satılmaktadır. Ancak reklâm olsun diye maliyetine verilmektedir. Aradan üç yıl geçti tekrar yeni değişimler denedim. Bu defa daha kolay kesim oldu ancak yaptırdığım dişlilerin hepsi değişmek zorunda kaldı ve daha önce yaptırdığım tüm dişlileri çöpe atmam gerekiyordu.

Zaten frezeciye yaptırdığım tüm dişlilerin bir tanesini bile kullanmadan kenarda duruyor ve yeni sistem dişli kestirmek için lazerciyi telefonla defalarca aradım. Maalesef telefona cevap veren yoktu. Meğer iflas etmiş, icra tüm mallarına el koymuş. Benim dokuz yüz TL’lik satın aldığım saçlara da el konulmuş. Maalesef üst üste zarar ettim, şimdi Düzce’ye lazer gelmişti ve Düzce de işlerimi yaptırmaya başladım. Dal kes çok güzel bir Türk icat’ı haline gelmişti.

İçerik