Sayfa 1

Marmara depremi ve ardından Düzce depremi benim deprem konusuna yönelmemi tetiklemiştir. Yeraltındaki faaliyetleri bile bilmeniz için yeryüzünde bulunan her çeşit taşa çok iyi bakmanız ve o taşların nerelerde, nasıl oluştuklarını incelemeniz yeterli olacaktır. Ben yüzlerce çeşit taşı inceleme altına aldım, insan zekâsı ve insan gözü bir şeye ticari veya siyasi bakmadığı zaman gerçekleri düşünür, gerçekleri görür. Ben hiçbir çalışmama ticareti, siyaseti asla yanaştırmam. İnsan zekâsı ne kadar özgür olursa o kadar uzak mesafeleri yakına taşır. Depremler gaz sıkışmasından meydana geldiği ve bu sıkışma sebebiyle bulunduğu ortamı genişletme esnasında hareket eden kayaların sürtüşmesinden çıkan kıvılcımların patlamayı gerçekleştirmesidir.

Ancak bu ihtimalin çok düşük olacağından daha çok sıkışık olan gazın boşalma esnasında kayaların hareket edebileceği yapılan testlerle ispatlanabilir olması boşalma esnasında depremleri oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Sıkıştırılmış bir gaz boşalma yaparken nerelerden kolaylıkla çıkabilir? Tabiî ki en kolay yeraltından çıkan akarsuların gözlerinden çıkar. Gazların sıkışmasına sebep olan nedir? O bölgenin aşağıya doğru inişte olmasıdır. Bir bölge inerken diğer bölgelerde çıkışlar meydana gelir. Volkanik hareketlerin olduğu tüm bölgeler yukarıya hareket ettiği için meydana gelmektedir. Volkanlar kendine en yakın bölgelere doğru yönelirler ve o bölgeleri yüksek bir dağa ulaştırdıklarında magma merkezinden çok uzaklaştıkları için ısı derecelerinin düşmesiyle o bölgelerden uzaklaşıp diğer zayıf bölgelere yönelirler. Yani dünyamızın bölgeleri bir piston gibi iner çıkar. İşte bu inişler esnasında üst zeminde sıkışmalar meydana gelir.

Bu sıkışmalar sebebi ile magmaların fırınlama yaptığı maddelerden oluşan gazların atmosfere çıkmasını zorlaştırıyor ve aşırı sıkışmalara sebep oluyor. Bu aşırı sıkışma odalardaki kayaların ağırlıkları hafiflemektedir. Az bir gevşeme esnasında hareket etmektedirler. İşte bu hareketten çıkan kıvılcım oradaki birikmiş gazların patlamasına sebep olmaktadır. Bu patlamalar şiddetli depremlere sebep olmaktadır.

Sayfa 2

Dağlardan çıkan akarsu gözlerinde buz gibi soğuk olan yerlerde yeraltından gelen suların yeraltından gelen gazlar ile birlikte geldikleri anlaşılmaktadır. Buzdolabının soğutma yaptığı gaz gibi şimdi çok iyi düşünürsek gazların ve suların en rahat çıktığı yer dağlardır. Dağları oluşturan kayaların yarıklarındandır, dikkat yağmur ve kar sularının yeraltına sızması sonucundan oluşan akarsu gözleri yaz aylarında kurumaktadır. Ancak en az yüz de yetmişi yaz aylarında çoğalmakta olmasının sebebi nedir? Çünkü yüzde yetmişinden fazlasının deniz suyu olduğu anlaşılmıştır.

Deniz suyu en alçak bölgelerde bulunması aynı zamanda tuzlu olması ve tuzlu suyun nasıl tatlı suya dönüşmüştür. Deniz suyu deniz diplerinden magmalara doğru ilerlemektedir. Magmaların ısısı sayesinde kaynayarak buharlaşmaktadır. Bu buharlaşma sayesinde yeryüzüne dönüşmektedir ve yeraltında oluşan gerek buharlaşma basıncı gerek gazların basıncı sayesinde yeryüzüne çıkma yolculuğu başlamaktadır. İşte gazlarla birlikte hareket eden sular oldukça soğuk olmasının sebebidir. Akarsuların yüzde yetmişinin deniz suyu olmasını destekleyen hususlar vardır.

Örneğin; tuz dağları veya tuz gölleri nasıl oluşmuştur? Deniz suyunun magmalar sayesinde buharlaştığı yerlerde tuz katmanları oluşmaktadır. Bu katmanlar o kadar çoğalmaktadır ki bugünkü tuz dağları veya göllerini oluşturmaktadır. Tuz taştan daha hafif olması yeryüzüne çıkması daha kısa sürede gerçekleşmektedir. Deniz suları magmalara yolculuk yaparken deniz kumlarının çakıllarını da sürükleyip getirmektedir. Yeryüzündeki taşlar gözlemlenirse çok iyi görülmektedir. Akarsuların yüzde yetmişinden fazlasının denizlerden geldiğini kabul edersek yeraltında oluşan gazların aynı yollarda yeryüzüne çıktığını kabul edersek depremin gününü saatini hatta dakikasını dahi bilinebilir.

Depremin ne zaman olacağının bilinmemesinin sebebi gazların nasıl nerelerde oluştuğunun kesin bilinmemesi ve en büyük etken akarsuların yüzde yüzünün kar ve yağmur sularından oluştuğunun var sayılmasıdır. Depremin zamanını nasıl bileceğiz? Dağların dere yataklarından sondajlar vurularak beş yüz metre ile iki bin metre arasında suyollarına ulaşılacaktır. 

Sayfa 3

Suyollarına ulaştığı zaman sondajlardan gaz veya su fışkırması gerekmektedir. Gaz veya su fışkırmayan bir sondaj ana merkeze ulaşmamış demektir. Sondaj vurulan bölgeler özellikle seçkin ve isabetli bölgelerde yapılacaktır. Bir deprem bölgesinde en az yüz adet isabetli sondaj yapılarak gaz veya gazlarla çıkan su çıkışlarına basınç ölçme cihazları takılacaktır. Basınç cihazları basınç değişmelerini bir merkeze bildirecektir. Bu merkez ilk gaz sıkışmalarını takip eden bölge olacaktır.

Her deprem bölgelerine sondaj yapıldığı zaman hangi basınçta hangi boşalmada deprem gerçekleştiği ortaya çıkacaktır. Bu test sonucunda depremin saatini hatta dakikasını bile ortaya çıkarmış oluyoruz. Depremin zamanını bizler tayin edebileceğiz, çünkü bu sondajlar daha çok yapılırsa gaz çıkışlarına bağlanan vanalarla gazın hızla boşalma veya kısık boşalmasını kontrol altına alabiliriz. Depremin zamanını bilmek için önce akarsularının yüzde yetmişinin denizlerden geldiği gerçeğini kabul etmemiz gerekmektedir. Aksi halde depremin zamanını gösteren ana bölgeye ulaşılamaz.

Yani ulaşılması için önce yeni bilimimiz kabul edilmesi gerekmektedir. Bu yeni bilim bize yeraltında oluşan madenleri nasıl oluştuğu ve nerelerde oluşabileceğinin yolunu gösterecektir. Hatta petrol doğalgazların nerelerde ne zaman biriktiğini ortaya çıkaracaktır. Sayın okurlarım bu yeni bilimimin Türkiye de kabul edilmesi söz konusu değildir. Çünkü ben Türkiye de doğdum ne yazık ki Türkiye topraklarında doğmuşsanız ve adınız Türk ise asla bilim adamı sıfatı taşıyamazsınız. Sizi bilim adamı diye tanıtacak insanlar yine bilim adamlarıdır. Maalesef Türkiye de sadece bilgi adamı vardır.

Bu bilgi adamları da bilim adamıymış gibi görev yapmaktadır. Çünkü bilim adamı yetiştirecek okullarımız yoktur. Türkiye de sadece bilgi insanı yetiştirme okulları bulunmaktadır.

İçerik