Deniz, Rüzgâr, Nehir ve Karadan elektrik üretme

 Avusturya da işçi olarak çalışıyordum, benim mantığım bir şeyi anlamıyorsa o yanlış bir iş olduğunu söyleyebilirim. Denizlerdeki dalgalarda müthiş bir enerji olmasına rağmen bu enerjiyi toplayacak bir sistem yapılamamıştır. Aynı şekilde rüzgâr ve nehirlerin itiş gücü baraj yapılmadan değerlendirilememiştir. Bu kadar saçmalık olamaz aynı şekilde yoğun trafiğin olduğu caddelerden geçen arabaların yere uyguladığı ağırlığın en az yarısını değerlendirilebilinir. Ben bu saydıklarımı değerlendirmek için bir sistem üzerinde çalıştım. İlk uygulamayı Avusturya’daki Bodensee olan büyük gölün kenarına giderek küçük bir deney için yaptığım çalışmayı gölün tenha bir köşesine kurdum.

Göle yakın bir mesafede olan bir park vardı oraya gittim. Sistemi kurduktan sonra en az bir saat sonra verimliliğini ortaya çıkaracaktım. Bu enerjiyi gölün kaldırma ve inme gücünü bir araba tekerinin içine doldurma testi idi. Ben tahminen bir saatte doldurabileceğini sanıyordum, parktaki dondurmacıdan bir dondurma aldım dondurmanın üçte birini yedim. O sırada bir patlama oldu sanki bir bomba patladı. Yaklaşık park yerine olan mesafe yüz metre uzaklıkta benim sistemim vardı. O patlama benim sistemin olduğu bölgeden geldiğini anladım. Ancak on beş dakikada o tekerin patlaması beni çok sevindirdi.

O kadar kısa zamanda lastiğin içerisine basınç uygulanması benim projemin ne kadar güçlü olduğunu ortaya çıkartmıştı. Park yerindeki bir insan o tarafa bakıp ne oldu diye şaşkınlıkla birbirlerine soruyorlardı. Ben ise çok neşeli bir şekilde hiç çaktırmadan dondurmamı sesin geldiği yere sırtımı dönerek yiyordum. Bir taraftan polise bildiren olur diye temkinliydim. Ben havanın kararmasını bekledim ve fener ile o aleti kurduğum yere gittim. Benim alet o şiddetle yarısı patlamış şekilde göle girmiş. Hemen aleti oradan aldım ve tekeri orada bıraktım eve geldim. O zamanki başbakana, cumhurbaşkanına mektuplar yazdım ve bu projenin dünya enerji sıkıntısını çözeceğini ve Türkiye bunun öncülüğünü yapacağını anlattım. Maalesef Ankara bu projeye cevap vermedi.  

 O sırada askerlik için Türkiye’ye geldim, askerliğimi iki ay yaptıktan sonra enerji bakanlığına, sanayi bakanlığına bizzat gittim. Maalesef bakanlarla değil ayakçı takımıyla görüştük. Sonuç malumunuz, benim Avusturya da yirmi bin marklık gelirim vardı, tamirhanem iki adette hamburger dükkânım vardı. Bir Avusturyalı kadın ile formaliteden evlenmek zorunda kalmıştım. Ancak bu kadınla gizli aşk yaşarken birde çocuğumuz oldu. Benim Türk hanımım gizli aşk yaşadığımı bilmesine rağmen benden boşanmayı kabul etti ve Avusturyalı kadın ile evlendik. Ancak beş yıl evli kaldıktan sonra tekrar Türk Hanım ile evlenme şartı koymuştuk. Üçümüzde kabul etmiştik, beş yıl içerisinde o kadından bir kızımda oldu.

Aynı zamanda kendi karımdan da bir kızım olmuştu. Yani her ikisinden de bir kız bir erkek çocuğum vardı. Avusturyalı kadın meğer tam bir psikopat ve tam bir tiyatrocu yeteneğine sahipmiş. Beni ise Allah’tan daha çok sevdiğini her gün itiraf ediyordu. Beş yıl geçmişti, artık sözleşmeyi yerine getirme zamanı gelmişti. İşlemlere başlamamızı söyledim, işte ne olduysa o zaman oldu. Bir sabah seksen gram eroin satmışsın diyerek tutuklandım. Meğer bu kadın boşanmamak için beni eroin suçu ile evliliğini sürdürmek için ihbar etmiş. Kocamı kirli işlerden kurtarmak istiyorum yuvamı korumama yardım edin diyor ve aynı zamanda iki tane tanıdığı karı koca eroinman arkadaşlarını da alıcı göstererek ve yüz kırk bin şilin onlara para vererek beni hapse attırıyor.

Ben otuz ay ceza aldım, yirmi ay yattıktan sonra benim suçsuz olduğum anlaşıldı. Ancak hâkim savcı bu konuda suçlanacakları için ve nasıl olsa bu bir Türk diyerek benim üç defa beşer gün olma kaidesiyle kaçsın Türkiye’ye gitsin bizde bu beladan kurtulalım diyorlar. Bu kıyağımızı anlasın ona hiçbir Türk’e tanınmayan hakları tanıdığımız için bize dava açmaz zannediyorlardı. Ben son iznim esnasında o bölgenin en büyük gazetesine gittim. Tüm olayı anlattım, bu skandalı lütfen yayınlayın dedim ve ceza evine döner dönmez çıkmama beş gün kala yabancılar polisinden bir kâğıt geldi.